Cumartesi, Temmuz 20, 2024

Son Haberler

İlgili Yazılar

Tarih 11 Eylül 2001 günü başlamadı / Selim Demir

Kanaatimce, 11 Eylül 2001 Dünya Ticaret Merkezi ve ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) saldırılarının, yakın tarihin önemli dönüm noktalarından biri olduğu düşüncesi doğrudur.

En nihayetinde bizler halihazırda 11 Eylül sonrası bir dünyada yaşıyoruz. Her ne kadar artık 11 Eylül’ün etkilerini doğrudan hissetmiyor olsak da saldırıların yol açtığı gelişmeler dünya tarihinin bir parçası haline gelerek siyasi, sosyal ve askeri birçok yaklaşımı şekillendirme noktasında bulunuyor.

Esasında bu konuda bir şeyler yazıp söylemek yerine ileriye bakmak ve yeni şeylerle ilgili konuşmak gerektiği düşüncesi bende daha ağır basıyor. Zira artık, geçen 22 sene içerisinde, söylenebilecek neredeyse her şey söylendi. Taraflar delillerini ve kanaatlerini ortaya koydu. Almak isteyen almak istediğini aldı, istemeyenler inanmakla mutlu oldukları şeylerle iktifa etti. Bu durum 2001 yılında da böyleydi, içerisinde bulunduğumuz 2023 yılında da böyle.

Fakat bir noktaya kısaca değinmeden geçmek haksızlık, zulüm ve şahitlikten kaçmak olacaktır. Bu nokta, halen bazı kimselerin insanlık tarihinin 11 Eylül 2001 günü başlamış gibi davranıyor olmasıdır. Ki bunlar sadece avamdan kimseler değildir, bilakis arasında kalem ve makam sahibi olanlar da bolca mevcuttur.

Okuyucunun şunu hatırlatmamı, altını defaatle çizmemi ve tekrar tekrar vurgulamamı mazur göreceğinize inanıyorum: Tarih 11 Eylül 2001 günü başlamadı ve o gün yaşananlarla da son halini almadı.

11 Eylül 2001 günü yaşanan hadiseler tarihe, insanların ön yargılarına, sosyal yaklaşımlara, din algılarına, siyasete ve insana dair bilumum hususa şekil veren milyonlarca olay ve olgunun yalnızca ufak bir parçası.

Bu da demek oluyor ki dünya ne İslam’ı ne de Müslümanları 11 Eylül 2001 gününde tanımadı. 11 Eylül hadiselerini bundan ibaret kılmak isteyenler aslında bir Amerikan algısının taşıyıcılığını yaptıklarını göremiyorlar.

Bu durumu daha anlaşılır kılmak için birkaç örnek vermek istiyorum. Böylece bu satırları kaleme almakla maksadımın daha da açık hale geleceğine inanıyorum.

Tarih 11 Eylül’de başlamadı

– İslam’a yönelik Avrupalı ön yargılar 11 Eylül’den çok uzun yüzyıllar önce başladı. Türklerin Bizans’ı Anadolu’dan çıkardığı ve nihayetinde 1453 yılında İstanbul’u aldığı dönemler 11 Eylül’den 6 asır önceydi. Keza Arapların İspanya’dan Fransa içlerine hücum ettiği yıllar da 11 Eylül’den 13 asır öncesiydi. Avrupa’da İslam’a yönelik olumsuz düşünceler ve düşmanlıklar ta bu dönemde başladı. Endülüs’ün düştüğü, Avrupalılarca “Reconquista” (yeniden fetih) olarak anılan ve milyonlarca Müslümanın işkencelerle katledildiği yıllar da 11 Eylül hadiselerinden takriben 7 asır öncesinde yaşandı.

– İslam aleminin işgal edilmesine, İslam’ın sahih yorumunun tahrif edilmesine ve İslam aleminde kukla rejimler kurulmasına yönelik düşünceler 11 Eylül 2001 gününden yaklaşık 2 asır önce başladı. Müslümanların son bağımsız toprakları da 1900’lerin başında işgal edildi, hilafetin merkezi olan İstanbul bu yıllarda düştü, İslam toprakları bu yıllarda Batılılarca paylaşıldı. Yani 11 Eylül’den bir asır evvel.

– Batılılar İslam aleminin kalbinde yapay bir Yahudi devleti inşa etme planlarına 11 Eylül’den yaklaşık bir buçuk asır evvel, 1800’lü yılların ortalarında başladı. Bu planlar yine 11 Eylül’den bir asır evvel, 1917 yılında Filistin’in İngilizlerce ele geçirilmesiyle somutlaştı. İngilizlerin Filistin’i Yahudilere verdiği ve Müslümanları bölgeden tamamen sürmeyi hedeflediği Balfour Deklarasyonu 11 Eylül’den 84 yıl önceydi. İsrail devleti 11 Eylül’den 53 yıl önce kuruldu ve Müslümanları katletmeye başladı.

– ABD Ortadoğu’yu İngilizlerden devralmaya ve bölgedeki suni rejimleri destekleyerek Müslümanlara yönelik zulmü desteklemeye 1950’lerde, yani 11 Eylül’den 50 yıl önce başladı. Keza Lübnan’daki 1958 iç savaşına müdahil olduğunda da 11 Eylül yaşanmamıştı, devam eden yıllarda İsrail’in bir numaralı dış destekçisi ve katliam sponsoru haline geldiğinde de.

– ABD’nin Mısır, Suudi Arabistan, Irak, Ürdün, Filipinler, Endonezya gibi envai çeşit coğrafyada iş birlikçi rejimlere Müslümanlara karşı destek verdiği yıllarda da 11 Eylül hadiseleri yaşanmış değildi. Örneğin ABD Mısır’da birbiri ardına gelen rejimlere, mesela Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek’e destek olurken, 1970’lerden 2000’lerin başına kadar bunu sürdürürken, 11 Eylül’e daha uzun yıllar vardı. ABD bu rejimlerin Müslümanları zindanlara doldurmasına, işkence etmesine, katletmesine, sürmesine, akla hayale gelmedik muamelelere maruz bırakmasına destek olurken 11 Eylül’ü gerçekleştirenler henüz doğmamışlardı bile.

– ABD 1990’larda Bosna’da Müslüman gönüllüler aleyhine planlar kurarken, onları kaçırıp idam edilecekleri ülkelere verirken, onlara suikastler düzenletirken de 11 Eylül ortada yoktu. Amerikan askerlerinin Somali’yi girerek binlerce Müslümanı öldürdüğü, ardından rezil olarak kaçtığı 1993 yılında da 11 Eylül hadiselerine daha yıllar vardı.

– Yine aynı ABD 1990’larda Afganistan’ı bombalarken, Irak’ta milyonlarca kişinin açlık ve hastalıktan ölmesine yol açan ambargoları ve bombardımanları tatbik ederken de 11 Eylül henüz yaşanmamıştı.

– ABD’nin ve Batı’nın dışına uzanacak olursak… İngiltere Afrika ve Ortadoğu’da, Fransa Cezayir’de ve Afrika’nın geri kalanında, Rusya Kafkasya’da ve Türkistan’da, Çin Doğu Türkistan’da Müslüman düşmanlığı yaparken de 11 Eylül yoktu.

Bu örnekleri uzun uzadıya anlatabilirim fakat bu kadarıyla kastımı anlatabildiğimi düşünüyorum.

Kısacası ABD’nin, Avrupa’nın ve dünyanın İslam ve Müslüman düşmanlığının sebebi 11 Eylül 2001’de yaşanan hadiseler değildi. Bilakis bu düşmanlık İslam ve Müslümanların bizatihi kendisine yönelikti ve 11 Eylül’den 13-14 asır evvel başlamıştı. 11 Eylül yaşanmadan önce de Müslümanlara karşı şiddetli düşmanlık eylemleri sergileyen ve milyonlarcasını öldüren ABD ile avaneleri, 11 Eylül hadiseleri. yaşansa da yaşanmasa da zaten buna devam edecekti. 11 Eylül’den önceki Amerikan kini, saldırganlığı ve düşmanlığı 11 Eylül’den sonraki kin, saldırganlık ve düşmanlıktan aşağı kalır derecede değildi. Örneğin Irak’a yönelik 1990’da başlayan ambargo milyonlarca Iraklının hastalık ve yetersiz beslenmeden ölmesine yol açtı ki bu ambargo 2003’e kadar sürdü. 11 Eylül hadiselerinin ardından oluşan dünyada bunun benzeri bir ambargo yaşanmadı. Bu sadece bir örnek.

11 Eylül’ün Müslümanlara yönelik algının oluşumunda oynadığı rolü tarih gözüyle değerlendirecek olursak, bu hadiseleri insanlık tarihinin çok alt sıralarına ancak yerleştirebiliriz. 1071 Malazgirt, 1187 Kudüs, 1453 İstanbul, 1538 Preveze, 1526 Mohaç, 1683 Viyana, 732 Puvatya, 1480 Otranto… Bunlar gibi birçok muharebenin dünyanın kolektif hafızasında 2001 Manhattan’dan çok daha fazla iz bıraktığı kesindir. Küresel Kuzey, Batı bloku, Haçlı alemi, Batı Avrupa… Adına ne dersek diyelim, İslam ile dünyanın bu güçleri arasında savaş ve ön yargılar zaten 1000 yılı aşkın süredir devam ediyor.

Tarih 11 Eylül 2001 günü başlamadığı gibi bu hadiselerin sebep ve sonuçlarıyla da şekillenmedi.

11 Eylül hadiseleri olsa olsa tarihin seyri içerisinde -elbette önemi yadsınamayacak- bir noktadır. Bu hadiseleri bir sebepten ziyade bir sonuç olarak görmek gerekir. Bu tavır, bilhassa İslam alemini hedef alan ve 2 asırdır devam eden Batılı işgal harekatını idrak etmek bakımından önemli bir adım olacaktır.

Popüler Yazılar