Enis Nakkaş: ABD bilmelidir ki Direniş şimdi tüm Batı Asya’yı kontrol ediyor

Onları sadece Suriye ile sınırları açık tutmakla değil, eğer bugün harekete geçmeye karar verirsek bu sınırları tümüyle ortadan kaldırmakla tehdit ediyoruz. Yeryüzünde ne Lübnanlı ne Arap veya yabancı bir güç vardır ki buna karar verirsek bizi sınırları ortadan kaldırmaktan alıkoyabilsin. Amerikalılar bu gerçeği biliyor.

“Bütün Lübnanlılar Amerikan emperyalizmine karşı birleşmiş değil. Amerika’nın hiç istemediği kadar hizmet eden bazı Lübnanlı entelektüeller, politikacılar ve gazeteciler var. Onların yazılarını okuyor, onları takip ediyor, açıklamalarını duyuyor ve onların tarihten hiçbir ders çıkarmamalarına olduğu kadar Amerika için gayretlerine şaşırıyoruz. Bir elçi olarak -Dışişleri Bakanı- iddia ettiği bu mesele bitti mi? Ben öyle düşünmüyorum. Biz sadece çıkış çizgisindeyiz. Lübnan’a karşı Amerikan saldırısı mevcut ekonomik yaptırımlarla başlamadı. Bu saldırı, 1948’de,  Amerika Siyonist yapıyı desteklediği ve onu Arap ülkelerine karşı savaşlar başlatmaya kışkırttığı zaman başladı. Bunu asla unutmayacağız ve halklarımız da bunu asla unutmamalı. Amerika bölge haklarının düşmanı ve İsrail’in ana destekçisidir. Bu bir…

Lübnan özelinde, Amerika Lübnan’a daha öncekinden daha çok zarar verdi. Amerika büyük bir ikiyüzlülükle, Lübnan’ın dostu olduğunu iddia ediyor ama Lübnan’ı hakir görüp saldıran İsrail her zaman Lübnan’dan daha fazla rağbet gördü. 2006’daki Temmuz Savaşı’nın Başkan yardımcısı Dick Cheney’in isteği olduğu son derece açıktı. İsrail sadece bir Amerikan kararını uyguladı. Bu da halkımızın unutmaması gereken bir diğer husustur. Bugün, Amerika ve İsrail Direnişi (Hizbullah) savaş yoluyla elimine edemez. Bundan dolayı ekonomik ambargo ile Lübnan’daki sosyal, ekonomik ve politik çevreye saldırma yoluna gittiler. Onlar hayal görüyorlar. Amaçlarını gerçekleştiremeyecekler. Umuyorlar ki Direnişi destekleyen insanlar ona karşı dönsünler.

Şimdi, Amerikan rüyasının neticelerine proaktif cevap Seyyid Hasan Nasrallah’tan geldi ve bence bu Lübnan’daki Amerikan elçisini provoke eden şeydi. Bu açıklama elçi tarafından değil, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlandı. Pompeo’nun bir kısmını söylemesi bunun delilidir. Seyyid Nasrallah’ın açıklaması güçlü bir şekilde yazılmış, hayli tehditvari, son derece ümit verici ve stratejikti. Nasrallah, konuşmasının başlangıcında bu ekonomik ambargoyu aşmaya dair planlarının olduğunu, halkın aç kalmayacağını söyledi ve söz verdi. Sonra, bu aç bırakma ve ambargoya dair Amerikan-İsrail amaçlarının sonu hakkında konuştu ve “Sizi öldüreceğiz. İsrail’i yok etmemizi ve size karşı savaşıp sizi öldürmemizi engellemek istiyorsunuz ama sizi temin ederiz… (ki sizi öldüreceğiz)” dedi. Seyyid Nasrallah bunu üç kez tekrarladı: “Sizi öldüreceğiz. Sizi öldüreceğiz. Sizi öldüreceğiz.” Bu tekrarlama bu ekonomik savaşı ve İsrail’in önlemek istediği askeri savaşı kazanacağız demek.  Planların açığa çıkarılacağı ve büyük savaşın patlak vereceği zaman, Direniş Ekseni ve objektif şartlar tarafından belirlenecek.

Ama kesinlikle halkımız aç kalmayacak. Müttefiklerimiz güçlüdür. Rusya ve Çin’den Amerika’nın ve Lübnan’daki elçisinin açıklamalarını kınayan beyanlar duyduk. Bu iki büyük güç Lübnan’ın yanında duracaklarını teyit edip Amerikan açıklamalarını kınadılar.

Ben gıda krizine yönelik abartılı meseleyi daha geriden ele almak istiyorum. 2006 Temmuz Savaşı sırasında ateş altındayken evlerini ve geçim kaynaklarını kaybeden, hayatlarını kurban olarak sunmak isteyen insanların ekmek ve margarin ile dize getirileceğini düşünmüyorum. Bu imkânsızdır.

Krizin başlangıcında, durum daha kötüye gitmeden evvel,  “Bir bahçe ek” sloganını başlattık. Bugün binlerce hektar ve binlerce bahçe var. Halkımız aç kalmayacak. Bu uzun soluklu savaşa hazırlıklıyız. Dost ülkeler bize yardım eli uzatacak. Gördüğümüz gibi İran Venezuela’ya yardım etti ve Lübnan Venezuela’dan çok daha küçük olduğundan, Lübnan’a dayatılandan çok daha önemli ve geniş bir ambargoyu kırdı.

En önemli şey ise Lübnan tek başına yaptırımların öznesi değildir. Suriye yaptırımların öznesidir, Irak’taki barış ve güvenliğin altını oymak ve ülkeyi çeşitli yollarla kuşatmak için de yaptırımlar var, İran’a yaptırımlar var, Çin yaptırımlar ve ticari savaşla tehdit ediliyor, Rusya yaptırımların öznesidir. Öyleyse, Amerika Birleşik Devletleri tarafından “ekonomik yaptırımlar” adı altında birden fazla ülkeye karşı başlatılan bir dünya savaşıyla yüzleşiyoruz demektir. Buna binaen bu ülkeler birlikte çalışmak için çeşitli yollar bulmak zorundadır.

İki hafta önce, bir heyet Suriye’ye gitti ve İran’dan Suriye’ye bazı mamul ve hammaddelerin sağlanmasına dair kredi hattının genişletilmesi anlaşmasını imzaladıktan sonra geçen hafta döndüler. Dün, Başkan Putin de Rus ordusuna Suriye’nin kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak için bütün ekonomik, kültürel ve medya imkânlarını Suriye’ye yardım için kullanmasını emretti. Biz yalnız değiliz.

Amerika son kartlarını oynuyor ve kaybedecek. Özellikle kendi ekonomik kriziyle yüzleşirken. Amerika Lübnan’ın herhangi bir yerel şiddet eylemiyle tehdit edilmesinden daha büyük bir iç savaşla tehdit ediliyor. Ben buna eminim. Bizim planladığımız ve hazırlandığımız gibi lehimize sona erecek bir çatışmanın ortasındayız. Her zaman yaptığımız gibi halkımıza garanti ediyoruz ki zafer bizim olacak. Böyle bir meydan okumaya hazırlanmadığımız hiçbir adımı atmaya asla söz vermeyiz.

Amerika’nın Lübnan’dan Suriye ile sınırını kapaması talebi İsrail’le sınırını açması anlamına gelir zira Lübnan’ın sadece Suriye ve Akdeniz’e sınırı vardır. Herhangi birisi bizden Suriye ile sınırımızı kapatmamızı isterse, sadece komşu ve dost bir ülkeyle sınırlarımızı kapatmamızı istemekle kalmaz, Suriye’nin ardındaki Irak, Ürdün ve diğer Arap ülkeleriyle de sınırlarımızı kapatmamızı istemiş olur.

Şimdi daha evvel olmadığı kadar çok ihracat yapmamız gerekiyor. Yerel paramızı bölgesel ticarette kullanabilmek ve ekonomik entegrasyonu başarmak için komşu ülkelerle birlikte çalışmamız gerekiyor. Amerika Suriye ile olan sınırın kapatılması suretiyle açıkça Lübnan’ın daha büyük bir ekonomik intihar gerçekleştirmesini istiyor. Ne var ki halkımız kontrollü olduğundan bu olmayacak. Amerika bilmelidir ki Direniş Ekseni sadece Suriye ile sınırı kontrol etmekle kalmıyor bütün Batı Asya’yı da kontrol ediyor. Bu Amerika’nın anlaması gereken şeydir.

Amerikan Dışişleri bir sis perdesi yaratıyor. Eğer Amerikan Dışişleri bu politikayla alakalı olarak Pentagon’la istişare etse, Pentagon onlara, bir savaş patlak vermedikçe veya bütün direniş güçleri tüm güçlerini kullanıp bir eylem içine girmedikçe bu politikanızı sürdüremezsiniz, diyecektir.  Bizi ne ile tehdit ediyorlar? Amerikalılar, İsrail ve iktidarda kalmak için mücadele eden bazı Arapları memnun etmek için sahip oldukları son kartı kullanıyor. Amerika onlara hâlâ harekete geçebileceğini göstermek istiyor ama bu savaşı kaybediyorlar. Suriye ile sınırları kapatmak bir efsanedir, imkânsızdır. Onları sadece Suriye ile sınırları açık tutmakla değil, eğer bugün harekete geçmeye karar verirsek bu sınırları tümüyle ortadan kaldırmakla tehdit ediyoruz. Yeryüzünde ne Lübnanlı ne Arap veya yabancı bir güç vardır ki buna karar verirsek bizi sınırları ortadan kaldırmaktan alıkoyabilsin. Amerikalılar bu gerçeği biliyor.

Ekonomik entegrasyon için bu bölge kaynaklar açısından zengindir ve bazı büyük ülkeler yardıma hazırdır. Venezuela’da ilk ticari merkezini açmak için gıda taşıyan devasa tankeriyle birlikte yedi petrol tankerini de gönderen İran bunu Lübnan için de yapabilir.”

Kaynak:middleeastobserver.net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Article

ABD'de Michigan Valisi'ni kaçırmayı planlayan örgüt çökertildi

Next Article

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri: Kovid-19'un genç yetişkinler arasındaki yayılımını durdurmak acil bir ihtiyaç

Related Posts
Devamı

11 yıl sonra ikinci kez ‘one minute’

Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde Davos Zirvesi'nde siyonizme “one minute” çıkışına destek vermek yerine içeride kendisini hedef alanlar ile “Ben siyonistim” diyen Joe Biden'ın Erdoğan hakkında sarf ettiği sözlere yanıt veren Fahrettin Altun'un açıklamalarından rahatsız olanlar aynı kişiler. Sessiz kalanlar mı? Onlar 19 yıldır sessizler…