ABD’nin Ortadoğu savaşlarındaki varlığı neden başkanlık münazaralarında anılmadı?

Joe Biden ve Donald Trump Rusya ve Çin müdahalesi konusunda kapıştı ancak Türkiye, Katar ve İsrail gibi politikayı…
ABD'nin Ortadoğu savaşlarındaki varlığı neden başkanlık münazaralarında anılmadı?

Joe Biden ve Donald Trump Rusya ve Çin müdahalesi konusunda kapıştı ancak Türkiye, Katar ve İsrail gibi politikayı şekillendirmek için vekiller ve para kullanan ülkeleri görmezden geldi.

Birleşik Devletler başkan adayları, iki münazarada ve iki ayrı belediye salonunda koronavirüs pandemisini, ABD ekonomisini ve göçmenlik politikasını tartıştı.

Ancak yabancı otokratlarla ilişkilere ve birbirlerinin dışarıdaki gerçek ve hayali iş çıkarlarına birkaç defa değinmek dışında, Joe Biden’la Donald Trump arasında yalnızca bir sıcak nokta olmaya devam etmekle kalmayıp gitgide daha karmaşık ve çetin hale gelen Ortadoğu hakkında asgari düzeyde anlamlı bir tartışma yaşandı.

Çin’in yükselen meydan okumasına nasıl yanıt verileceği konusunda bazı tartışmalar olsa da Türkiye’nin arzularının yükselişinden, Doğu Akdeniz’de gelişen krizden ve Libya’da devam eden savaştan söz edilmedi.

İkili, Kuzey Kore’nin nükleer programına yönelik yaklaşımları tartışırken, Trump tarafından terk edilmeden önce İran ve diğer dünya güçlerince imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı nükleer anlaşmasına geri dönmenin veya bu planın dışında kalmanın yararları hakkında hiçbir tartışmaya girmedi.

Somali gibi uzak yerlerde ABD hava saldırıları sürerken bile İslamcı militanlara karşı devam eden savaştan da söz edilmedi. Afganistan, Yemen, Suriye ve Irak’ta devam eden silahlı çatışmalardan da hiç söz edilmedi.

Washington düşünce kuruluşu Defence Priorities’in politika direktörü Ben Friedman, “Dış politika hakkında bir tartışmada gündeme gelmeyen şeyin savaşlar olması biraz olağanüstüydü” dedi.

Bu, ABD halkının bu konudan uzaklaştığını ve geçmişte popüler olmayan ancak insanların umursayacağı kadar da yaygın olmayan politikalara sahip olmaya devam edebileceğimizi gösteriyor.


Gerçek ya da hayali başarılarıyla övünmesiyle meşhur Trump, yönetiminin Afganistan’daki Taliban’la tarihi görüşmelerini ya da İsrail’le iki küçük Arap Yarımadası otokrasisi arasında düzenlenmesine yardım ettiği barış anlaşmasını gündeme bile getirmedi.

Trump, ABD’nin Suriye, Irak ve Afganistan da dahil olmak üzere Ortadoğu’daki ayak izlerini azaltmaktan çok sık bahsediyor. Ancak asker sayısı, göreve geldiği zamankiyle hemen hemen aynı. Biden sayıyı azaltmaya devam eder mi? Yoksa sayıyı artırır mı? Nerede? Ve adaylar Suriye konusunda ne yapmayı planlıyor? Bunlar tartışılmadı.

Evet, insanlar Ortadoğu’da silahlı çatışmalardan, sonsuz katmanlardan ve rekabetten bıktı. Ancak burası, son 40 yıldır neredeyse her bir başkanı, Ortadoğu girdabından uzaklaşmaya kararlı olanları bile tüketmiş bir bölge.

Bu durum, İran’daki 1979 Devrimi ve 444 gün süren rehine krizinin Jimmy Carter’ın başkanlığını tepetaklak etmesi ve muhtemelen yeniden seçilmesine mal olmasıyla başladı. Ronald Reagan’ın başkanlığı, Lübnan’da ABD büyükelçiliği ve kışlalarının bombalanmasıyla ve Reagan’ın temsilcilerinin Orta Amerika’daki ölüm mangalarını finanse etmek için Tahran’a gizlice silah sattığı İran-Kontra skandalıyla Ortadoğu tarafından iki kez feci şekilde ateşe tutuldu.

Kuveyt’i ilhakı nedeniyle Irak’a karşı ilk savaş, George H.W. Bush yönetiminin son dönemindeki kapasitesinin çoğunu emerken, Filistinlilerle İsrailliler arasındaki sorunlu ve nihayetinde başarısız olan barış anlaşmaları halefi Bill Clinton’ın dikkatini yedi bitirdi.

George W. Bush’un başkanlığı 11 Eylül’le ve ardından gelen ve bir şekilde bugüne dek devam eden Afganistan ve Irak’taki istila ve işgallerle şekillendi. Barack Obama, Asya’ya yönelmeye çalıştı ancak Arap Baharı ayaklanmaları ve İran nükleer anlaşması nedeniyle Ortadoğu’ya sürüklendi.

Trump, “sonsuz savaşları sonlandırma” yeminine rağmen, görevde olduğu yıllarda bölgedeki hava ve insansız hava aracı saldırılarını artırdı ve kendisini Suriye, Türkiye, İsrail, İran ve Afganistan’la ilgili büyük siyasi ikilemlerin içine çekilmiş buldu.

Biden ve Trump, Rusya veya Çin’in seçim kampanyalarına müdahale ettiği iddiaları konusunda kapıştı. Ancak, ABD politikasını şekillendirmek için vekiller ve para kullanan Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Suudi Arabistan, İsrail ve Katar gibi ülkelerin çarpık müdahale mevzularından hiç bahsedilmedi.

Friedman, “Bu ülkelerin ve politikalarının düzenli bir varlığı var” dedi.

Bu ülkeler için çok sayıda kayda geçmeyen lobi faaliyeti yürütülüyor ve bu ülkelerin düşünce kuruluşlarına aktardıkları para miktarı, aldıkları kimi pozisyonlarla ilgisiz değil.

Son haftalarda, Kafkasya’da Azerbaycan’ı Ermenistan’la karşı karşıya getiren, sadece Rusya’yı değil İran’ı ve Türkiye’yi de içine çeken ve Avrupa’ya enerji akışını istikrarsızlaştırabilecek bir savaş da dahil, gelecekteki herhangi bir yönetime yönelik yeni ve beklenmedik zorlukların işaretleri belirdi.

Ayrıca, Ortadoğu’da son yıllarda patlak veren büyük savaşların hiçbiri sona ermedi. Yemen’den Afganistan’a, Suriye ve Irak’a kadar silahlı çatışmalar, sefalet ve mülteci akışı yaratarak iltihap toplamaya ve yanmaya devam ediyor.

ABD, çeşitli ölçeklerde hepsine karışmayı sürdürüyor. Meseleleri sınırlı olarak kavramasına rağmen Trump, içgüdüsel olarak Amerikalıların bıktığını ve buradan çıkmak istediğini anlıyor gibi görünüyor. Ancak ne o ne de Biden bunu nasıl yapmayı umdukları hakkında konuşmaya hevesli.



* Borzou Daragahi’nin makalesinin tasarımdan kaynaklanan nedenlerle kısalttığımız başlığının tamamı şöyledir: ABD hâlâ Ortadoğu’daki savaşlar keşmekeşi içindeyken bu konu neden başkanlık münazaralarında anılmadı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Previous Article
joe biden

Biden’dan Dağlık Karabağ ve Türkiye Açıklaması

Next Article

ABD'li ilaç devi Moderna, geliştirdiği koronavirüs aşısını piyasaya sürmeye hazırlanıyor

Related Posts