Yükselen kıta Afrika’da güç mücadelesi: ABD

ABD, uluslararası aktörlerin her geçen gün siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerini geliştirdiği Afrika kıtasından yaklaşık 50 lideri Washington’da…

ABD, uluslararası aktörlerin her geçen gün siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerini geliştirdiği Afrika kıtasından yaklaşık 50 lideri Washington’da ağırladı. Afrika Liderler Zirvesi ile ABD, Çin, Rusya, Türkiye, Fransa ve Hindistan’ın aralarında bulunduğu ülkelerin kıtadaki etkilerini azaltmayı amaçlıyor.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından büyük güçlerin siyasi, askeri ve ekonomik olarak çekişme sahası haline gelen Afrika, bugün de uluslararası aktörlerin ilişkilerini geliştirmek istediği bir kıta olarak öne çıkıyor.

Afrika ile ilişkilerini geliştirmek ve bölgede etkisini artırmak isteyen ülkelerden biri de ABD.

ABD, son yıllarda Çin, Fransa, Rusya, Türkiye, Hindistan ve Brezilya başta olmak üzere başka ülkelerin kıtada artan varlığından oldukça rahatsız.

Biden yönetimi, Rusya ve Çin’in Afrika kıtasıyla askeri, ekonomik ve diplomatik ilişkilerinin ilerlediği bir dönemde, yaklaşık 50 Afrikalı lideri Washington’da ağırladı.

Üç gün süren ABD-Afrika Liderler Zirvesi’nde sağlık, iklim değişikliği, ekonomi, Ukrayna-Rusya Savaşı ve uzay projeleri gibi pek çok konu başlığı ele alındı. ABD ile Afrika ülkeleri arasında en son 2014’te zirve düzenlenmişti. 

ABD’nin kıtadaki rakip ülkeleri sık sık Afrika’lı liderlerle bir araya gelirken ABD tam 8 yıl sonra ikinci toplantıyı düzenleyebildi.

Beyaz Saray yetkilileri, ABD Başkanı Joe Biden’ın hem Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde hem de G-20 gibi oluşumlarda kalıcı koltuğa sahip olmak isteyen Afrika Birliği’ne destek vereceğini de duyurdu.

ABD-Afrika Liderler Zirvesi kapsamında ilk kez ABD-Afrika Uzay Forumu düzenlendi ve Afrika ülkeleri uzay çalışmaları kapsamına alındı.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Apollo görevinden 50 yıl sonra, Artemis Ay’a Dönüş Projesi ile yeniden Ay’a gidiyor. Artemis programı, kısa vadede Ay’ı keşfetmek, uzun vadede ise insanoğlunun Ay’a yerleşmesinin ve orada bir koloni oluşturmasının mümkün olup olmadığını araştırma amacını taşıyor.

NASA, Artemis 3 ile 1970’lerden bu yana ilk kez 2025 yılında Ay’a insan götürmeyi hedefliyor.

Projenin yürütücüleri arasında ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, Avrupa Uzay Ajansı, Japonya Uzay Araştırma Ajansı ve Kanada Uzay Ajansı yer alıyor.
Forumda ABD ile uzay anlaşmaları imzalayan Nijerya ve Ruanda, projeye dahil olan ilk Afrika ülkeleri oldu.

Projenin, Afrika ülkelerine uzay ve havacılık alanında özellikle teknoloji paylaşımı ve gelişmiş uzay endüstrisi gibi alanlarda somut katkılar sunması bekleniyor.
Zirvede, uzay teknolojisi alanında işbirliğinin gündeme gelmesi ve bu konuda somut adımlar atılması, ABD’nin yeni dönemde Afrika ülkeleriyle ilişkilerinde sadece dış yardımlara veya temel kalkınma meseleleriyle yetinmeyeceğini, aynı zamanda çok boyutlu yeni başlıkları da gündeme getireceği belirtiliyor.

Esasen bu zirve, Çin, Türkiye, Rusya ve en son Japonya’nın Tunus’ta düzenlediği toplantıların ardından gelmesi bakımından da oldukça önemliydi. Zaten ABD’nin dünden bugüne Afrika politikasını da proaktif olarak tanımlamak zor.

ABD ve Afrika ülkeleri arasındaki ticari ilişkiler, kıtanın farklı bölgelerinde petrol yatakları başta olmak üzere yer altı ve yer üstü kaynaklarının keşfedilmesiyle gelişti.

19. yüzyılda dünya sahnesinde güçlü şekilde var olmaya başlayan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kendi bağımsızlık mücadelesinden ilham aldığı ilkelerle Afrika politikasını şekillendirmeye çalıştı. Özellikle 20. yüzyılın başlarından itibaren yüzyıllardır Avrupalı devletlerin sömürgesi konumundaki ülkelerin bağımsızlıklarını kazanmasına ön ayak oldu.

Şunu söylemekte fayda var. ABD’nin Afrika politikası ne Asya ne Avrupa politikasıyla kıyaslanabilecek bir ölçüde olmuştur. Birazdan detaylarına gireceğimiz üzere ABD’nin Afrika politikası rakip güçlerin etkilerine karşı politika üretmek şeklinde zuhur etmiştir.

Ancak İkinci Dünya Savaşından sonra meydana gelen olaylar bu politikada değişikliklere gidilmesine neden olmuştur. Sovyetler Birliği (SB) her alanda sıkı bir rekabete girişen ABD, Afrikalı devletlerin SB etkine girmemesi için daha etkin bir politika izleme yolunu seçti.

Öyle ki, İsrail ile Arap ülkeleri arasında 1948’de başlayan sıcak çatışmalar Afrika’da yaşanan bölünmenin de önemli bir aşamasını oluşturdu. Bu dönemde Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır, İsrail’e destek veren ABD ve Fransa’ya karşı SB’den destek alma yoluna giderken, özellikle ülke içinde giriştiği millileştirme-kalkınma gibi adımlarda da başarılı oldu.

Bu durum ABD’nin bölgeyle daha yakından ilgilenmesi için bir ışık yaktı. Afrika ülkelerinin birçoğu Bağlantısızlar Hareketi üyesiydi ve Birleşmiş Milletler’de (BM) yadsınamayacak bir oy sayısına sahiptiler.

İşte tüm bu sebepler ABD’nin Afrika’ya olarak ilgisini artırdı. Bu dönemde ABD Sovyetler Birliği’ne karşı askeri anlamda da bölgede varlık göstermeye başladı ve bu varlık gün geçtikçe arttı.

1980’li yıllardan itibaren “African solutions for African problems” (Afrikalısorunlara Afrikalı çözümler) adlı bir strateji benimseyen ABD’nin bu konuda çok da başarılı olduğu söylenemez.

ABD, 90’lı yıllardan itibaren Çin’in etkinliğini artırarak önemli bir ekonomik güce dönüşmesi üzerine, bu ülkeyi sınırlama motivasyonu ile son yıllarda kıtada askeri varlığını artıran bir dış politika geliştirdi.

Kıtada yatırım ve kalkınma yerine güvenliğe öncelik veren bu yaklaşım, birçok Afrika ülkesi tarafından benimsenmedi. Afrika ülkelerini Amerikan müttefiki olan/olmayan biçiminde ayıran ABD politikasının, Çin’i kıtada sınırlayabileceği ise tartışmalıdır.

Ekonomik ilişkiler zayıflıyor…

ABD ve Afrika ülkeleri arasındaki ticari ilişkiler, kıtanın farklı bölgelerinde petrol yatakları başta olmak üzere yer altı ve yer üstü kaynaklarının keşfedilmesiyle gelişti.

Çin ve Rusya gibi büyük devletlerin kıtadaki etkisinin artmasıyla ABD, buradaki askeri yatırımlarını hızlandırdı.

2021 yılında Afrika’ya 26,7 milyar dolarlık ihracat ve Afrika’dan 37,6 milyar dolarlık ithalat yapan ABD, kıtada onlarca ülkeye gümrük tarifesi olmadan ülkesine ürün sokma ayrıcalığı tanıyor.

ABD, 2011 yılında kıtaya 32,8 milyar dolarlık ihracat ve kıtadan 93 milyar dolarlık ithalat yapmıştı.

Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018’de bazı Afrika ülkelerine hakaret etmesi ve vize kısıtlamaları getirmesi, kıta ülkeleri ile ABD arasında gerginliğe yol açmıştı. 

ABD’nin Afrika’daki askeri varlığı…

Çin’in hem ekonomik hem de askeri varlığına karşı ABD sert gücünü yani askeri varlığını artırma yolunu seçmiştir. Öyle ki, kıtadaki en fazla askeri üsse sahip ülkelerden biri ABD.

ABD’nin Burkina Faso, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti (OAC), Cibuti, Çad, Somali, Gabon ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) askeri üssü bulunuyor.

Afrika Boynuzu olarak adlandırılan Somali, Etiyopya ve Cibuti gibi ülkelerle daha çok stratejik ilişkiler yürüten ABD’nin Cibuti’de bulunan askeri üssü, Doğu Afrika üzerindeki siyasi ve askeri etkinliğini artırmasında en önemli merkez oldu.

Previous Article

Güney Kore 2023'te ABD ile tatbikatları artıracak

Next Article

Pakistan ile ABD ikili ilişkileri görüştü

Related Posts