İnsan Hakları ve ABD Terörü

İnsan hakları ve terörizm ters orantılıdır; insan haklarının ihlali ve hukukun zayıflaması terörizmin ortaya çıkma sebebidir. ABD ve İsrail, dünya çapında teröristlere verdikleri destek nedeniyle en büyük insan hakları ihlalcileridir; çünkü onlar teröristlerle sözde mücadeleyi bahane ederek insan haklarını çiğnemektedirler. Bu ihlaller tutuklamalar, planlanmış devlet terörü ve dünyanın her yerinde korkunç hapishanelerin kurulmasını beraberinde getirmiştir.

İnsan hakları ve terörizm ters orantılıdır;  insan haklarının ihlali ve hukukun zayıflaması terörizmin ortaya çıkma sebebidir.  ABD ve İsrail, dünya çapında teröristlere verdikleri destek nedeniyle en büyük insan hakları ihlalcileridir;  çünkü onlar teröristlerle sözde mücadeleyi bahane ederek insan haklarını çiğnemektedirler. Bu ihlaller tutuklamalar, planlanmış devlet terörü ve dünyanın her yerinde korkunç hapishanelerin kurulmasını beraberinde getirmiştir.

Teröre ulusal politikalarında yer veren ABD ve İsrail bunu diğer ülkeler üzerinde nüfuz sahibi olmak için bir araç olarak kullanıyorlar.  Onlar maddi ve manevi açıdan maliyeti yüksek olsa da terörö eylemini ulusal ve uluslararası politikalarını ilerletmede bir araç olarak kullanmayı tercih ediyorlar.

Terörimden yararlanmanın Amerikan dış politikasındaki yerini anlamak için iki meşhur ismin itirafı örnek verilebilir.  Bu itiraflardan birincisi Hillary Clinton’a ait. Clinton, Amerikan Senatosu’nun oturumunda yaptığı bir açıklamada Afganistan’da Sovyetler Birliği’ne (Afganistan’da Sovyet savaşı- 1979) karşı mücadele bahanesiyle ABD’nin terör örgütünün temelini nasıl kurduğunu ve teröristleri nasıl eğitip silahla donattığını itiraf etmektedir.  Taliban, El Kaide, El Nusra ve daha sonra IŞİD bu ilk çekirdekten ortaya çıkan ve dünyanın farklı bölgelerine yayılan terör örgütleridir.

İkinci açık itiraf ise, 2016 seçim kampanyası sırasında eski ABD Başkanı Donald Trump’ın “IŞİD, Hillary Clinton ve Obama tarafından yaratıldı” şeklindeki sözleridir.

IŞİD’in oluşumuna bizzat büyük katkı sunan Amerikalılar sözde IŞİD’e karşı mücadeleye 2013’te başladı.  Bir taraftan IŞİD ile mücadeleye soyunurken diğer taraftan IŞİD’ı donatıyorlardı.  Böyle bir ortamda Suriye ve Irak hükümetleri, İran’dan IŞİD teröristlerine karşı savaşta kendilerine yardım etmesini istedi.  İşte bu savaşın komutanı General Kasım Süleymani’den başkası değildi.  General Süleymani, bu bölgede ABD tarafından tasarlanan planları çökertti ve nihayetinde ABD’nin kötü planları ortaya çıktı. Amerikalıların projesi başarısız olunca General Kasım Süleymani, Trump’ın (dönemin ABD Başkanı) emriyle düzenlenen suikast sonucu şehit düşmüştür.

Ancak terör politikası izleme de, Amerikan dış politikasının kademeli olarak gerilemesini engelleyemedi.

Amerikalı teorisyen Stephen Walt’ın birkaç yıl önce ifade ettiği gibi: “Amerika Birleşik Devletleri’nin aynı anda dünyanın büyük bölümünü yönetebildiği günler sona erdi.  Geçen bir kaç on yıl içinde ABD güçleri Vietnam Saygon’dan tutun da Afganistan Kabil’e dek iki skandal çekilme yaşadı; Amerikan dış politikası, ‘Tek Kutuplu An’ olarak adlandırılan bazı olaylar dışında tam bir başarısızlıkla karşı karşıya kaldı. ”

ABD’nin bölgedeki 20 yıllık başarısızlığı, Batı Asya’dan çekilme ve Doğu Asya’da daha fazla varlık gösterme arzusu ve bu ülkenin iç siyasetinde devam eden başarısızlıklar, bölge ülkeleri arasında Washington’un istikrar ve güvenliği sağlama taahhütleri konusunda soru işaretleri yarattı.

Dolayısıyla, ABD’nin aşırı taleplerinin önüne geçmek için yapılması gereken ilk iş, bu ülkenin devlet terörizmi uyguladığını açıklamaktır. Zira Amerika bu durumdan şiddetle kaçmaktadır.  ABD’nin başka ülkelere uyguladığı tek taraflı ambargonun hukuken insanlığa karşı suç olarak tanımlanması da uluslararası alanda hukukçuların ciddiyetle takip etmesi gereken bir diğer konudur.

Previous Article

ABD'de ünlü aktör Renner, kar kürediği sırada kaza geçirerek yaralandı

Next Article

Macron'dan ABD ürünlerine karşı Avrupa menşeli üretimin artırılması çağrısı

Related Posts
Devamı

Yahudi aktivistten ders gibi sözler: Gazze’de çocukları öldürmek kendini savunmak değildir

Amerikalı savaş karşıtı Yahudi aktivist Ariel Gold, İsrail'in savaş suçu işlediğini belirtti. Gold, 'İsrail şu anda kendini savunma hakkını öne sürüyor, dünyadan ve özellikle ABD'den kendini savunma hakkını garanti altına alınmasını istiyor ancak 14 katlı binayı bombalamak kendini savunmak değildir, Gazze'de en az 15 çocuğu öldürmek kendini savunmak değildir.' dedi.