Biden ve Trump’ın Batı Asya Politikaları; İki Bedende Tek Ruh

ABD’nin mevcut Başkanı Joe Biden’in ve ülkenin eski Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu politikalarının benzerliği öyle fazla ki ikisine dair iki bedende tek ruh diyebiliriz.

ABD Başkanı Joe Biden, Donald Trump’ın batı Asya politikalarını değiştirme vaatleriyle Beyaz Saraya girmeyi başardı ancak 18 aylık iktidarı boyunca bir önceki hükumetin dış politikalarında hiçbir değişime gitmedi.
KOEP, Arap ülkelerinin Siyonist İsrail rejimiyle ilişkilerinin normalleştirilmesi, Siyonist rejimi koşulsuz şartsız desteklemek, Suudi Arabistan’a silah desteğini artırarak Yemen savaşının devamını sağlamak ve Suudi Arabistan ile silah alışverişinde bu ülkenin insan hakları konusundaki geçmişini göz ardı etmek Biden ve Trump’ın Ortadoğu politikalarının benzerliğini gösteren konulardan birkaçı sayılabilir. 


İran
Joe Biden, ABD Başkanı olarak seçilmeden önce seçimler sırasında KOEP’e geri dönmek istediğini ve Trump’ın İran’a karşı uyguladığı ‘maksimum baskı’ politikasını kenara bırakacağını hedeflediğini iddia etmişti. 
Buna rağmen Biden’in geçtiğimiz bir buçuk yıllık iktidarı boyunca Trump’ın İran’a karşı politikalarının tüm parçalarını uygulamaya devam ettiği gerçeği muhtemelen çok da detaylı bir şekilde anlatmamıza gerek kalmayan bir konu olarak karşımıza çıkıyor.
Biden hükumeti Trump’ın İran’a karşı uyguladığı yaptırımlardan hiçbirini kaldırmamakla kalmadı, aksine kendi talimatlarıyla İranlı kurumlar ve şahıslara birkaç defa yeni yaptırımlar uygulandı. 
ABD Başkanı Joe Biden şimdiye kadar KOEP’in olası yenilenmesi durumunda İran’ın söz konusu uluslararası anlaşmadan ekonomik çıkarını elde edeceğine dair bir garanti sunmadı ve öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusunu ABD’nin terörist olduklarını iddia ettiği organizasyonlar listesinde kalmasına da bağlı kaldı. 
Biden’in İran’a karşı politikasının bir diğer bölümünü de ABD’nin bazı gerici Arap rejimlerini desteklemesinde ve İran karşıtı Siyonist İsrail rejimiyle işbirliğinde görmek mümkün. Özellikle İsrail rejiminin İran’ın nükleer tesislerine karşı sabotaj faaliyetleri yaptığı halde bu rejimi koşulsuz şartsız desteklemek Trump politikalarının hiçbir değişime uğramaksızın devam ettiğini gösteriyor.


Siyonist Rejimi ve Filistin
Biden’in Siyonist İsrail rejimi ve Filistin meselesine dair politikası da yine Trump’ın bu meseleye karşı yaklaşımının aynısı; ABD’nin Kudüs’teki büyükelçisi tüm itirazlara rağmen hala orada ve öte yandan ABD Filistinliler için ayrı bir temsilcilik açmaktan hala kaçınıyor. 
Bilindiği üzere ABD Başkanı Joe Biden’in Siyonist rejimi ve Filistin meselesine karşı politikalarının temel eksenlerinden birini de Arap ülkelerinin İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesini desteklemek oluşturuyor. Biden özel olarak Suudi Arabistan’ı da Trump hükumeti döneminde “Abraham anlaşması” olarak adlandırılan anlaşmaya dahil etmeye çalışıyor.
ABD hükumetine bağlı bazı medyaların Biden’in iktidara geçtiği ilk günlerde Joe Biden’in “Abraham anlaşmaları” ifadelerinin normalleşme süreçleri için kullanılmamasına dair kesin talimatları olduğunu defalarca vurgulamasına rağmen, Joe Biden hükumeti mart ayında düzenlediği bir oturumda söz konusu anlaşmayı imzalayan tarafları takdir etti.
Siyonist rejimi üst düzey yetkililerinden biri bu bağlamda The Hill haber sitesinde yaptığı açıklamada “Biden hükumeti de bu mesele üzerine odaklanmış durumda ve bu halkayı genişletmek için elinden gelen çabayı gösteriyor. Eğer biz Suudi Arabistan’ın bu doğrultuda hareket etmesini sağlarsak oyun denklemlerini değiştiren bir olay gerçekleşmiş olur.” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Biden, Gazze savaşı sırasında Siyonist İsrail rejimine tam destek gösterisi başlattı ve savaşın sona ermesinin ardından sözde demir kubbe olarak bilinen İsrail’in savunma sistemine verilen hasarların giderilmesi için bu konuya büyük çapta bütçe tahsis etti.
ABD hükumetinin Filistinli-ABD’li gazetesi Şirin Ebu Akile’nin Siyonistlerin mermileriyle şehit edilmesi konusunda görünüşte dahi Tel-Aviv’i eleştirmeye yeltenmemesi de Siyonist rejimine koşulsuz şartsız uyma meselesinin Trump veya ABD’li herhangi bir hükumete özgün bir mesele olmadığını ve her iki tarafın varlık felsefesinin bir parçası olduğunu açık bir şekilde bir daha göstermiş oldu.


Arabistan ve Yemen Savaşı
ABD Başkanı Joe Biden’in vaatlerinden biri de Suudi Arabistan’a silah desteklerini azaltarak Yemen savaşını sona erdirmekti. Aynı zamanda Biden Başkanlığının ilk günlerinde de Suudi Arabistan’a beyaz çek verme politikasının sona erdiğini öne sürmüştü. 
Biden’in vaatlerinin arasında Arabistanlı yüksek yetkililerin Suudi Arabistan’ı eleştiren gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde temel rol oynamasından ötürü bu ülkenin bu konuda hesap vermek zorunda kalmasını sağlamak da yer alıyordu.
Tüm bunlara rağmen Biden bu alanda da laf kalabalığını çoğaltmasına rağmen Trump’ın politikalarını sürdürmeye devam ediyor. Joe Biden Suudi Arabistan’a silah desteklerini artırdı ve öte yandan Kaşıkçı meselesinde de vaatlerini tamamen göz arda ederek Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman ile görüşmeyi hedefliyor.

Previous Article
ABD'nin Tennessee eyaletinde sel: 10 ölü var, 31 kişi kayıp

ABD'nin Virginia eyaletindeki sel felaketinde 44 kişiden haber alınamıyor

Next Article

İran Cumhurbaşkanı: ABD ve Müttefiklerinin Her Hatası Akabinde Şiddetli Bir Yanıtı Getirecektir

Related Posts