Amerika’nın kadın hakları karnesi ve Afganistan / Mahmut Cemil İnce

Amerika Birleşik Devletleri, 20 yıllık işgal sonrası Afganistan’da yaşadığı hezimetin ardından, yenilgisini örtmek için çeşitli yollara başvurdu.
A girl looks on among Afghan women lining up to receive relief assistance, during the holy month of Ramadan in Jalalabad, Afghanistan, June 11, 2017. REUTERS/Parwiz – RTS16JM5

Amerika Birleşik Devletleri, 20 yıllık işgal sonrası Afganistan’da yaşadığı hezimetin ardından, yenilgisini örtmek için çeşitli yollara başvurdu.

Olanca kibrine ve gücüne rağmen, kendilerini rezil edecek yenilgiler alan egemen güçler, tarih boyunca bu gibi yollara başvurmuşlardır. ABD de tam olarak böyle yaptı.

Her zaman yaptığı gibi, yenilgisini örtme amacıyla propaganda çalışmalarına başladı. Afganistan’da kadın hakları konusunu bir numaralı gündem haline getirdi. Ülkedeki yeni yönetimi tanımama ve sahip olduğu mal varlıklarına (yaklaşık 10 milyar dolar) el koyma sürecine bunu bahane etti.

Dünya medyası ve diğer devletler de bir koro halinde buna eşlik etti.

Amerika’nın kadın hakları karnesi

Afganistan’da kadınların “zulme uğradığından” dem vuran ABD, 20 yıldır bu ülkedeki kadınlara işkenceden tecavüze, öldürmekten kaçırmaya kadar her türlü zulmü reva görüyordu.

Elbette 20 yıldır Afganistan’ı gözleri kapalı seyreden dünya, gözlerini geçtiğimiz aylarda açmaya karar verdiği için, tüm bunları göremediler. Ne yazık…

Peki, Afganistan’ı bir kenara bırakacak olursak, ABD’de kadın hakları ne durumda? Elbette bu ülkede kadın başkan adayları, yöneticiler ve diğer kariyer sahibi kadınlar olduğu için, ayrıca kadınlar oy kullanabildiği için, Amerika’nın mükemmel bir kadın hakları karnesi var, öyle değil mi?

Aslında değil.

Zira kadın hakları, Batı’nın dünyaya sunmaya çalıştığı şeylerden ibaret değil. Gelin bu konuda Amerika’nın karnesine bir göz atalım.

Tüm bu rakamlar, ABD’nin önde gelen kadın hakları örgütlerinden olan “National Organization for Women-NOW” verilerinden alınma rakamlar. Bunların sadece resmi rakamlar olduğunu, gerçekte yaşananların ise çok daha ağır olduğunu eklemek gerekiyor:

– Her gün 3 kadın, yakın olduğu partneri (eş, sevgili, vb.) tarafından öldürülüyor.

– Her yıl 4.8 milyon kadın partnerinin fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Bunların yüzde 20’si hastanelik oluyor.

– Her yıl 232 bini aşkın kadın tecavüze uğruyor veya cinsel saldırıya maruz kalıyor.

– 2003 yılı verilerine göre kadına yönelik ev içi şiddetin faturası 8.3 milyar dolar. Buna tıbbi bakım ve psikolojik tedavi masrafları ile iş gücü kaybı dahil.

Kadının tamamen cinsel bir obje haline getirilmesi ve tüketim çılgınlığının orta yerinde, hiçbir manevi değeri olmayan bir tüketici konumuna sokulması da tüm bunların cabası.

Hal böyleyken, dünya devletlerinin Amerikan yönetimini tanımaması veya Amerika’ya ambargo uygulaması gerekmez mi?

Bunlar göz önüne alındığında, Amerika’nın yahut hiçbir Batılılı devletin derdinin kadın hakları olmadığı, yalnızca kendi hegemonyalarını kabul ettirmeyi amaçladıkları kolayca görülebilecektir.

Previous Article

ABD'de Temsilciler Meclisi'nden Biden'a: Türkiye'ye F-16 satılmamalı

Next Article

Erdoğan: Biden ile büyük ihtimalle Roma'da değil Glasgow'da görüşeceğiz

Related Posts
Devamı

ABD’nin Çin sorunu / İlhan Uzgel

Biden yönetimi içeride yeni bir meşruiyet yaratarak, müttefikleriyle ilişkilerini güçlendirerek ve Çin’e yönelik olarak askerî çevreleme yanında küresel bir demokratikleşme dalgası yaratarak son bir hamleyi denemeye çalışıyor. İçeride Trump’ın açtığı yaraları sararak kendisinin demokratik ve iyi huylu bir hegemonik güç olduğunu gösterip, Çin’in otoriter modelinin sakıncalarını göstermeye çalışıyor. Bunlar ABD’nin elinde kalan son araçlar.