ABD’deki iki ‘’Derin Devlet’’in Tezahürleri: Trump ve Biden / Murat Bilge

“Dünya’da ‘’tarafları’’ görmek bakımından iyi bir analiz oldu diye düşünüyorum. Şu ana kadar edindiğim bilgilerin büyük bir kısmını yansıttım. Bu konularda akademisyenler de dahil olmak üzere çoğu kişinin kafası karışık. Bu konuda iddialar öne sürenler de bunları temellendiremediği için anlaşılabilir bir biçimde komplo teorisi üretmekle suçlanıyorlar.”

Öteden beri ABD ve Türkiye’de iki ‘’derin devlet’’ olduğunu iddia etmişimdir. ABD’deki iki ‘’derin devlet’’ : Cumhuriyetçiler’in Derin Devleti (C.D.D.) ve ‘’daha da derin’’ olan Demokratlar’ın Derin Devleti (D.D.D.)’dir. Bu iki ‘’derin yapı’’ iki siyasi partiye de tekabül eder:  Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat  Parti. Bu iki parti ve ‘’derin yapıyı’’ anlamak için AKP ve CHP’nin kendi ‘’derin devletlerini’’ nasıl inşa ettiklerini düşünebilirsiniz.

Trump ile Biden  arasındaki mücadele Main Street ile Wall Street arasındaki mücadeledir aslında. Main Street, reel ekonomiyi temel alan, petrol ve  silah üreticilerinin de içinde bulunduğu, ‘’ulusalcı’’, yabancı düşmanı, faşist, ‘’ötekiyi’’ ‘’düşman’’ olarak gören, Ulusal Güvenlik Belgesi’nde Çin ve İran başta olmak üzere bazı devletleri açıkça ‘’düşman’’ ve ‘’haydut’’ gibi ifadelerle vasıflandıran, İsrail’in, ABD’deki Yahudi lobisinin ve Evanjelistler’in tam destek verdikleri ‘’derin devlet’’tir.

Wall Street ise FED’in kontrolünü elinde bulunduran ‘’küresel finansal elitin’’    ‘’derin devlet’’idir. Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere birçok uluslararası örgütün arkasında olan bu ‘’derin devlet’’ Fransa’nın da arkasındaki ‘’derin yapıdır’’ aynı zamanda.

İngiltere’deki Kraliçe/ Boris Johnson’ın temsil ettiği devletle mücadele eden ‘’derin yapının’’ arkasında da bu    ‘’derin devlet’’ vardır.

Bu ‘’derin yapının’’ sembol ismi  Rothschild Ailesi ve şimdilerde de Natan Rothschild’dir ve bu, bir komplo teorisi değildir. Onun ‘’küresel sosyalizm’’ fikri ve  Demokrat  Parti’nin ‘’ABD’nin Solu’’ olarak adlandırılmasını bu bağlamda  hatırlamak iyi olur.

ABD’de düşünülenin aksine iki ‘’derin devlet’’ vardır. Türkiye’de de 15 Temmuz 2016’ya kadar iki ‘’derin devlet’’ vardı.  ‘’Ergenekoncular’ın/Avrasyacılar’ın derin devleti’’  ve ‘’Amerikancılar’ın/İsrailciler’in/Batıcılar’ın derin devleti’’. 

Hükümet Ergenekoncular/Avrasyacılar ile birlikte hareket ederek diğer ‘’derin devleti’’ etkisizleştirdi; ama kökünü kazımış değil. Şimdilerde de kendi ‘’derin devletini’’ inşa etmekte. Bu süreç de özellikle Hakan Fidan’ın MİT müsteşarı yapılmasıyla başlamıştır. CHP’nin bir ‘’Fetöcü operasyonla’’ radikal bir biçimde dönüştürüldüğünü de vurgulayalım. 

 ‘’Occupy Wall Street/Wall Street’i İşgal Et’’ hareketi, 17 Eylül 2011’de New York’ta, ABD’nin finansal kalbi Wall Street’te, Kanadalı aktivist grup Adbusters tarafından başlatılan halk eylemi ve toplumsal bir harekettir.  Bunun arkasında Cumhuriyetçiler’in Derin Devleti (C.D.D.) vardır.

Trump bu yapının bir aracıdır sadece.  Fransa’daki Sarı Yelekliler halk hareketinin arkasında da George Soros’un Açık Toplum Vakfı ve dolayısıyla bu yapı vardır.  Bu arada Para Sihirbazı George Soros daha önce Demokratlar’ın Derin Devleti (D.D.D.)’ne hizmet ediyorken bir süredir diğer ‘’derin devlet’’e hizmet etmektedir. 11 Eylül’ü yine Nicholas Rockefeller önderliğinde Cumhuriyetçiler’in Derin Devleti (C.D.D.)/ CFR organize etmiştir. Bununla ilgili bir video için bakınız.

 Yahudi Sosyalist yönetmen Aaron Russo 11 Eylül’den 11 ay önce Nicholas Rockefeller’in kendisini çağırdığını , görüştüklerini, bu görüşmede yakında bir şey/olay olacağını ve bunu bahane ederek ‘’teröre’’ karşı savaş başlatacaklarını, Afganistan’a gireceklerini, çünkü orada Hazar petrolleri bulunduğunu söylediğini aktarmıştır.

 Aaron Russo, Nicholas Rockefeller’in ‘’Bize/CFR’ye katılmaz mısın?’’ teklifini ‘’insanların köleleştirilmesinde ben yokum!’’ diyerek reddettiğini de aktarmıştır. Bu Yeni Korona Virüs (Covid-19) olayının arkasında da bu iki ‘’derin devletin’’ hesaplaşması vardır.

The Washington Post gazetesi ki -Cemal Kaşıkçı da burada yazıyordu- Demokratlar’ın Derin Devleti (D.D.D.)’ne hizmet ediyorken Der Spiegel Cumhuriyetçiler’in Derin Devleti (C.D.D.)’ne hizmet eder. Kennedy’nin öldürülmesi de bu hesaplaşmanın bir tezahürüdür.

 İsrail’in Çin’e yaklaşması eğilimi göstermesi üzerine Pompeo’nun İsrail’e gidip devlet yetkililerini uyarması ve olumsuz cevap alması üzerine Çin’in İsrail büyükelçisinin öldürülmesi olayının ardında Cumhuriyetçiler’in Derin Devleti (C.D.D.) vardır. Bunun misillemesi de Pompeo’nun babasının Demokratlar’ın Derin Devleti (D.D.D.) tarafından öldürülmesi şeklinde olmuştur.

Bu olay uzun bir süre medyadan gizlenmiştir.

Tren rayları üzerinde ve değişik yerlerde ölü bulunan onlarca kişi vardır.  Bunlar karşı yapı tarafından öldürülmüştür.

 Peki Biden hangi yapının adamıdır?

Tabii ki Demokratlar’ın Derin Devleti (D.D.D.)’nin adamıdır. 

ABD’deki Yahudi lobisi, İsrail, Rusya ve İngiltere /Kraliçe/Boris Johnson Trump’ı desteklemiştir.

 Ermeni Lobisi, Çin ve İran ise Biden’ı desteklemiştir. Cumhuriyetçiler’in Derin Devleti (C.D.D.)‘nin asıl büyük düşmanı Çin’dir. Ortadoğu’daki düşmanı ise İran’dır.

Demokratlar’ın Derin Devleti (D.D.D.)’nin asıl büyük düşmanı ise Rusya’dır. İsrail’in korunup kollanması iki derin yapı için de son derece önemlidir; yalnız Demokratlar’ın Derin Devleti (D.D.D.) İsrail’e karşı biraz mesafelidir.

Trump ile Biden,  bu iki ‘’derin yapının’’ gerektiğinde yüzüne tükürülebilmesi için vitrine koyduğu iki kukladır sadece.

Kanak:7sabah.com.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Article

Yargılanacak mı? Başkanlığı sonrası Trump'ın başına neler gelecek?

Next Article

Jeffrey, Suriye'deki ABD askeri sayısını gizlediklerini doğruladı; Biden'a Trump'ın Orta Doğu politikasını takip etmeyi tavsiye etti

Related Posts
Devamı

Biden Trumplaşırken: Salvolardan ne çıkar? / Fehim Taştekin

Sonu gelmez savaşları bitirmek sabık Başkan Donald Trump’ın sloganıydı. Yenisi Joe Biden da “Amerika döndü” diyerek “insani ve demokratik müdahaleciliği” yeniden cilalarken selefinin Afganistan’dan çekilme planına da sadakat gösteriyor. Peki, bu çekilme eğilimi Irak ve Suriye’ye nasıl yansıyacak?